İkna edici olmak, ister yazılı ister sözlü mesajla olsun, bir satıcının temel mücadelesidir. Bu yazıda, ikna edici mesaj hazırlamanın genel kabul görmüş prensiplerinden bahsedilecektir.
Başarılı iknanın ilk adımı, mesaja karşı tarafın olduğu noktadan başlamaktır.
Satıcının kendi
duygu ve düşüncelerinden çok, mesajı aktaracağı tarafın sorunlarına
çözüm bulmaya ve ona sağlayacağı faydaya odaklanması gerekir. Bu yüzden
ikna edici mesaj hazırlarken dikkat edilmesi gereken ilk nokta, karşı
tarafı tanımak ve anlamaktır. Hitap edilecek kişinin yönetim kademesi, eğitim durumu, kültürel kökeni, cinsiyeti, yaşı, satıcıya veya şirkete karşı
önyargısı olup olmadığı, konu hakkındaki tecrübesi vb. hakkında
olabildiğince çok bilgi, iletişim zeminini düzleştirir. Sıra ikna edici
mesajı bilinçli bir şekilde organize etmeye gelir.
Serim
Genel anlamda ikna edici mesajda fayda, duygu ve inandırıcılık öğeleri öne çıkmalıdır.
Fayda öğesi karşı tarafa verilecek gerçekçi sözlerdir. Doğaldır ki, sözgelimi 250.000 YTL’lik bir yatırımın geri dönüşü net ve mantıklı şekilde açıklanmalıdır. Duygu öğesi ise karşı tarafın hislerine, ukdelerine dokunmaya çalışmaktır. Bahsedilen yatırım sonucunda karşı tarafın kazanacağı, örneğin prestij ve takdirden bahsetmek etkileyici olabilir. İnandırıcılık kısmen satıcıya, kısmen de karşı tarafın önyargısına bağlıdır. Yine de satıcı, bilgili, tecrübeli, güvenilir gözüktüğü ve anlatımını gerçeklere dayandırdığı sürece inandırıcı olabilir.
Mesajın giriş bölümü karşı tarafın dikkatini ve ilgisini çekecek şekilde hazırlanmalıdır.
Örneğin, işletme veya sanayi tipi yangın alarm sistemi satışı için mesajın başında “Ateşle oynamayın!” gibi doğrudan bir hitap, “İşyerlerinde en çok hasar hangi kazalardan meydana gelir biliyor musunuz?” gibi merak uyandıran bir soru veya alıntı bir söz ya da olaydan bahsedilerek dikkat çekilebilir.
Karşı tarafın ilgisini çekebilmek için bir ihtiyacın veya isteğin karşılandığına mesajda öncelikle yer verilmelidir. Bu yüzden satılacak ürün veya hizmetin sağlayacağı yararlardan - duygusal öğelerden de faydalanılarak - bahsedilmesi gerekir. “Şirketinizde kaza veya ihmal riskiyle ortaya çıkabilecek yangınlara karşı sahip olduğunuz varlıkları kaybetmemek, operasyonlarınızı aksatmamak ve kimseyi mağdur burakmamak için...” şeklinde devam eden mesaj, giriş cümlesiyle bağlantı kurmuş ve sorunu açıklamış olacaktır.
Bundan sonra, mevcut durum netleştirilmeli ve ardından çözüme doğru gidilmelidir.
Düğüm
Karşı tarafın ilgisini çektikten sonra, onu ikna etmek için sağlam deliller göstermek gerekir. Hikayeler, örnekler, istatistikler, uzman görüşleri, tanım ve açıklamalar, karşılaştırmalar anlatılarak karşı tarafı bilgilendirmek ve inandırmak önemlidir.
Hikayeler, insanların başından geçmiş ya da geçmemiş olaylar olabilir. Amaç, durumu karşı tarafın gözünde canlandırmasını ve böylece konuya yakınlık kurmasını sağlamaktır. İşyerleri için yangın alarmı örneğine dönecek olursak, yakın zamanda bu yangın alarmını alan bir müşterinin yaşadığı olaydan ve alarm sistemi sayesinde vakanın hasarsız atlatılmış olduğundan bahsedilebilir.
Alarm sistemini kullanan ünlü veya referans kişilerden, büyük işletmelerden örnekler verilmesi de güçlü bir etki yapacaktır.
İstatistikler, aşırıya ve kafa karıştırnaya yol açmadığı sürece, çok sağlam delillerdir. Son zamanlarda meydana gelen yangın olayları, bunların meydana getirdiği kayıp miktarları, güvenlik tedbiri almış yerlerdeki durum vs. bilgilendirici veriler olacaktır.
Uzman görüşleri, güvenilir kaynaklardan alıntılar yapılarak kullanılabilir. Yukarıdaki örnek için, bir sigorta şirketi yöneticisinin alarm sistemi hakkındaki olumlu görüşü ve kullanıcıların sigorta primlerinde indirim yapıldığını açıklaması karşı tarafı etkileyecektir.
Konuyu netleştirmek veya derinleştirmek için tanım ve açıklamalar yapılabilir. Alarm sistemi hakkında karşı tarafın bilgi düzeyi yüksekse ve konu ilgisini çekiyorsa, sistemin işlevlerinden, teknik özelliklerinden, işletim süreçlerinden sözetmek yararlı olacaktır.
Karşılaştırmalar ve kıyaslar, konunun daha iyi anlaşılmasına yardım edecektir. Alarm sistemi kullananlar ile hiç tedbir almamış veya daha zayıf sistem kullanılan yerler arasındaki farkların anlatılması yaralanılabilecek bir başka yöntemdir.
Satılacak ürünün maliyeti, alıcı için elbette önemlidir. Eğer bir fiyat avantajı varsa, satıcı bunu mutlaka öne sürmelidir. Eğer böyle bir durum yoksa satıcının (a) 2.000 YTL’lik alarm sisteminin, alıcının yaklaşık 200.000 YTL değerindeki varlığını koruduğu, (b) Yangından dolayı muhtemelen aksayacak operasyonların daha büyük bir maliyeti olacağı, (c) Alarm sisteminin ürün kalitesi, performansı ve uzun ömrü gibi farklı noktalara değinmesi işe yarayabilir.
Örnekler çoğalabilir. Satıcı duruma uygun olarak delillerin şeklini, sayısını, uzunluğunu organize etmelidir. Unutulmamalıdır ki amaç konferans vermek değil, karşı tarafı etkili yoldan ikna etmektir.
Çözüm
İkna edici mesajın sonuna gelindiğinde yapılması gereken, o ana kadar söylenenleri toparlamak, hedef göstermek ve hareket planı önermektir.
Toparlama kısmında önerinin yararları ve sonuçları tekrar hatırlatılmalıdır.
Hedef gösterirken, alıcı tam olarak ne alınması, hareket planı önerirken de nasıl alınması gerektiğini mutlaka anlamalıdır. Alarm sistemi satıcısı, alıcıya hangi modelin uygun olduğunu, siparişin nasıl geçildiğini, teslim ve ödeme şartlarını açıkça belirtmelidir.
Hareket planıyla ilgili bir başka konu, alıcının kısa zaman içinde aksiyona geçmesini sağlamaktır. Tecrübeli satıcılar bilir ki, alıcı kısa zamanda harekete geçmezse, bir daha geçmesi çok daha zordur. Bu yüzden, pozitif teşvikler (ör. belli bir tarihe kadar fiyat indirimi) veya negatif teşvikler (ör. sınırlı sayıda ürün stoğu) satıcılar tarafından sıkça kullanılır.
Çözüm bölümünün sonunda, girişteki gibi çarpıcı veya esprili olmaya ve karşı tarafın mesajdan tatmin şekilde ayrılmasına özen gösterilmelidir.
Buraya kadar anlatılan ikna edici mesajlarda serim, düğüm ve çözüm sürecini toparlayacak olursak; Mesaj ilk bakışta karşı tarafın dikkatini ve ilgisini çekmeli, ardından delil olarak bilgilendirici ve inandırıcı örnekler vermeli, sonunda ise çözüm ve hareket planı önermelidir. Unutulmamalıdır ki, başarılı iknanın temel kuralı, olaya karşı tarafın bakış açısından yaklaşabilmektir.
Başarılı olmak için hazırlık yapın ve araçlarınızı etkin kullanın. Rolünüz küçük olsa da oyununuz büyük olsun.
Hüseyin Çomu, Çukurova bölgesine örnek olan başarılarını şöyle anlatıyor
Sunar Grup'un, temelleri 1970 yılında Adanada çeltik ve çırçır fabrikasıyla atıldı. İlk fabrika un üretimi için kuruldu. Bunu, yem ve yağ fabrikaları izledi. Grup, her yeni yatırımla biraz daha büyüdü. 40 yıl içinde ciro 300 milyon liraya, çalışan sayısı ise 650'ye yükseldi. Geçen yıl ise tek başına Türkiye'nin toplam mısır yağı ihracatının 4'te 1'ini gerçekleştirdi. Bugün Haribo, Kent gibi büyük gıda üreticilerinin önemli tedarikçileri arasına girdiklerini söyleyen grubun ikinci kuşak temsilcisi ve yönetim kurulu üyesi Hüseyin Çomu, "Başarımızı krizlere borçluyuz. Krizler olmasaydı fırsatlar çıkaramazdık" diyor. Hedefi ihracatı 100 milyon dolara çıkarmak olan Çomu, Çukurova bölgesine örnek olan başarılarını şöyle anlatıyor:
CİRO 5 KATINA ÇIKACAK
"Büyümemizdeki temel etken Türkiye'nin yaşadığı krizler sonrası ani kalkış noktaları oldu. Daima kendi kaynaklarımızla yatırım yapmayı tercih ettiğimiz için kriz sonrasındaki yükselişleri yakalayabildik. Bu nedenle krizler sonrası hep büyüyen ve atılım yapan bir grup olduk. Sürekli sürdürülebilir büyümeyle ülke ekonomisinin kırılma noktalarını avantaja çevirmeyi başardık. Bütün dünyada gıda sanayi artık daha çok önem verilen bir sektör haline geldi. Büyüme trendinin ve potansiyelinin çok yüksek olduğu yağ sanayinde ciromuzu 5 yıl içinde 4 katına çıkarmayı hedefliyoruz. Vizyonumuz, Sunar'ı uluslararası tanınan başarılı bir marka haline getirmek.
HALKA AÇILMAYI HEDEFLİYOR
4 yıl içinde 50'den fazla ülkeye ihracat yapar hale geldik. Geçen yıl 11 uluslararası fuara katıldık. Uluslararası bir şirket olma yolunda emin adımlarla yürüyoruz. Sadece ürün satma anlamında değil, bugün 5 ülkede ciddi alımlar yapan ticari istasyonlarımız, hatta satış yapan aracı kuruluşlarımız var. Bir sonraki hedefimiz ise halka açılmak.Tüm bu süreçte insan kaynakları en başından beri en çok önemsediğimiz konu oldu. Bu konuda doğru adımlar atıp doğru yatırımlar yaptığımız için insan kaynakları konusunda sorun yaşamadık. Bunun dışında teknolojiyi ve bilgi sistemlerini hep yakından takip ettik. Her yıl sistemlerimize yeni yatırımlar yaptık.
"EN ÖNEMLİSİ PAZARLAMA"
KOBİ'lerin vizyonlarını geniş tutması gerekiyor. Mutlaka dünyaya açılmak lazım. Burada en önemli konu pazarlama. Bir malın sadece üretilmesinin değil, sunulma şeklinin de önemli önemli olduğu bir dönemdeyiz. Pazarlama, bizim için ciddi bir yatırım alanı olmaya devam ediyor. Özelikle sıvı yağ üretimine başladığımız Elita Gıda'nın kurulmasından sonra, 25 yıllık kariyer hayatımda pazarlamanın önemini daha çok hisseder oldum. Son tüketicinin reaksiyonlarını görmek, beklentilerini anlamak, tüketiciye doğru ürün ve yöntemlerle ulaşmak, ürünlerin tanıtımını yapmak gibi her biri ayrı uzmanlık isteyen konularda da başarı sağladık."
Yılda yaklaşık 10 bin ton elmanın piyasaya sürüldüğü ilçede bir firma, kırmızı renkli elmalara ''gülen yüz'' simgesi yerleştirdi. Özellikle çocukların ilgisini çeken ''gülen yüzlü elmalar'', alışveriş merkezlerinden yoğun siparişler alıyor.
Bu elmaları, alışveriş merkezlerinin isteği üzerine yetiştirdiklerini belirten Top, şöyle konuştu:
''Gülen yüzlü elmalar, satışlarımızı artırdı. Özellikle alışveriş merkezlerinden yoğun siparişler geliyor. Alışveriş merkezlerinin manav reyonlarında gülen yüzlü elmaların bir albenisi, cazibesi oluyor. Ailece gidildiğinde çocukların yanı sıra biz bile 'Bu nasıl bir elmadır?' deyip alabiliyoruz. Elmaların üzerine yaptığımız 'gülen yüz' uygulamasında elmanın fiyatı değişmiyor. Fiyatları, elmanın kalitesine göre belirliyoruz.''
Gülen yüzlü elma yapımına ilişkin bilgi veren firma sahibi Mehmet Top, elmalar henüz olgunlaşmamışken kadın işçiler tarafından bir haftada ''gülen yüz'' simgelerinin ürünlere yapıştırıldığını, meyve olgunlaştıktan sonra da şeklinin açıkça görülebildiğini bildirdi.
Top, istenen bir isim ya da şekli elmalara uygulamanın mümkün olabildiğine işaret ederek, bu sayede elmaların daha çok dikkati çektiğini kaydetti.
Soğuk hava deposunda beklettikleri gülen yüzlü elmaları, siparişler üzerine müşterilere gönderdiklerini ifade eden Top, ellerinde az sayıda gülen yüzlü elma kaldığını ve yeniden üretmeyi planladıklarını sözlerine ekledi.
5 DUYULU PAZARLAMA
Bir
markanın tanıtımının yapılmasındaki en etkili yöntemlerden biri de
pazarlama. Öncelikle ürününüzü doğru geliştirmeli ve rekabetçi bir
şekilde konumlandırmalısınız. Satış kanalında görünürlüğünü sağladıktan
sonra fiyatını doğru belirlemeli ve tanıtımını gerçekleştirmelisiniz.
Sonrasında ise tüm pazarlama aktivitelerini düzenli olarak
değerlendirerek rekabetin ve piyasanın getirdiği yeni koşullara göre
tekrardan ele almalısınız. Tüm bu pazarlama unsurlarının bütünü sizin
markanızı oluşturuyor. Ancak günümüzde ortaya çıkan rekabetçi ortam ve
teknolojik gelişmeler, pazarlama alanını bir adım daha ileriye taşıyor.
Markalar, farklılığı yakalamak, marka bilinirliğini artırmak ya da
sadakat oluşturmak için artık bütünleşik bir yol izliyorlar. Bunu
yaparken de görünümünden kokusuna, kullandığı işitsel yayınlardan
verdiği hisse kadar 360 derecede tüketicisini yakalamaya çalışıyorlar.
Yurtdışında gitgide popüler olmaya başlayan ve Türkiye’de de markaların
yakın markajında olan bu pazarlama trendi ‘zihinsel pazarlama’ olarak
adlandırılıyor. Zihinsel pazarlama, tüketicinin koklama, görme, duyma,
tatma ve hissetme gibi duyularına hitap eden yeni bir pazarlama şekli.
ICM Marketing at Retail Başkanı Volkan Keskinoğlu, Türk markalarının
henüz alışma sürecinde olduğunu fakat global markaların hızla bu trende
ayak uydurduğunu belirtti ve şu açıklamalarda bulundu: “Tüketici satın
alma kararlarının % 79’unu satın alma noktasında veriyor. Bunu iyi
kullanan markalar, her zaman bir adım öne geçiyor. Abercrombie&Fitch
markası bunun güzel bir örneği. Markanın hangi mağazasına girerseniz
girin aynı ışık sistemi, kışkırtıcı müzik ve koku. Bu tamamen
profesyonelce düşünülmüş, başarılı bir strateji. Almanya’nın bir
bölgesinde ilk Abercrombie&Fitch mağazası açılmadan iki hafta kadar
önce fizikleriyle dikkatleri üzerine çeken erkek modeller, üzerlerine
Abercrombie&Fitch kokusunu sıkıp, markanın kıyafetlerini giyerek
kalabalık caddelerde ikili ve üçerli gruplar halinde yürüdüler.
Ortalamanın oldukça üzerinde fiziğe sahip bu modellere bakan insanların
çoğu, bunun Abercrombie&Fitch’in bir tanıtımı olduğunu görsel ve
kokusal algılarını kullanarak anladılar. Bu pazarlamanın geldiği son
noktayı görmek açısından inanılmaz bir örnek. Türk
markalarından bir örnek verecek olursak, yakın zamanda Türk Hava
Yolları da özel olarak binasında, uçak ve lounge’larında koku kullanmaya
başlayacak.” Türkiye’de zihinsel pazarlama konseptinin daha çok yeni
olduğunu ve henüz tam oturmadığını belirten Volkan Keskinoğlu, sözlerini
şöyle tamamladı: “Markalar yeni yeni koku pazarlama ile tanışmaya
başladı. Türkiye’de havalimanlarından benzin istasyonlarına, otellerden
mağazalara kadar pek çok marka şu anda bu konseptle tanışma aşamasında.
Tüketici henüz herhangi bir markayı duyusal olarak eşleştirdiği donelere
sahip değil. Bu durum, bu alanda hizmet sağlayabilecek üretici ve
danışman firmaların da yolunu açıyor.”
Programla girişimcilerin, teknoloji ve yenilik odaklı iş fikirlerini,
katma değer ve nitelikli istihdam yaratma potansiyeli yüksek
teşebbüslere dönüştürebilmeleri için, fikir aşamasından pazara kadar
olan faaliyetlerin desteklenmesi, böylece nitelikli girişimciliğin
özendirilmesi ve uluslararası rekabet gücü olan, yenilikçi, teknoloji
düzeyi yüksek ürün ve hizmetleri geliştirebilen başlangıç firmalarının
oluşturulması amaçlanmıştır.
b) Aşama 2; iş planı başvurusunun değerlendirilmesi sonucu başarılı bulunanlar için girişimcinin sermaye şirketine teminat alınmaksızın hibe olarak sermaye desteği sağlanarak iş planı çerçevesinde kavramsal tasarım, teknik ve ekonomik fizibilite, teknolojik doğrulama (ön prototip, demo, benzetim, yazılım algoritması vb) çalışmalarının gerçekleştirildiği aşamadır. Aşama 2 boyunca kuruluşun isteğine bağlı olarak TÜBİTAK’ın uygun gördüğü durumlarda rehber desteği sağlanabilir. Aşama 2’de gerçekleştirdikleri çalışmaların çıktıları ticarileşme potansiyeli taşıyan firmalara, hazırlayacakları “ticarileşme iş planı”, izleyici ve varsa rehber raporları değerlendirilerek doğrudan Aşama 4’e geçiş onayı verilebilir.
c) Aşama 3; bu aşamanın amacı kuruluşun bir önceki aşamada gerçekleştirdiği çalışmaların ve elde ettiği çıktıların, Ar–Ge çalışmalarıyla daha da geliştirilerek ticarileşmeye konu olabilecek veya uygulamaya aktarılabilecek bir ürün/sürecin ortaya konmasıdır. Firmanın proje önerisi hazırlayarak TÜBİTAK KOBİ Ar-Ge Başlangıç Destek Programı’na başvurması sonucu teknolojik doğrulaması kabul edilmiş projenin bu programa özel kriterler doğrultusunda değerlendirilmesi ile başlar. Bu aşamada detay tasarım, ticari prototipin geliştirilmesi, denemeler ve saha testleri gibi faaliyetler gerçekleştirilir. Aşama 3’te desteklenerek bu aşamayı başarı ile tamamlamış ve çıktıları ticarileşme potansiyeli taşıyan projeler için Aşama 4’e geçiş onayı, kuruluşun hazırlayacağı “ticarileştirme iş planı” ve izleyici raporları değerlendirilerek verilir.
d) Aşama 4; kuruluşun talebi üzerine TÜBİTAK’ın girişim sermayesi firmalarına mektup göndererek, kuruluşa veya proje çıktısına ortak olmaya davet ettiği ve/veya çıktıların satışını kolaylaştırmak üzere belirli aralıklarla proje pazarları düzenlediği/desteklediği aşamadır.
Program kapsamında girişimcilere
girişimcilik eğitimi verilmekte, ayrıca sanayi deneyimi olan rehberler
ile girişimciye teknik, ticari ve idari konularda destek sağlanmaktadır.
Program, yenilikçi iş fikirlerinin
aşamalı olarak ticari ürün/hizmete dönüştürülmesine yönelik olarak
aşağıda belirtilen 4 aşamadan oluşmaktadır:
a) Aşama 1; girişimcinin iş fikri başvurusunu sunduğu ve bu fikrin
olumlu değerlendirilmesi durumunda girişimciye bu fikri bir iş planı ile
projelendirmesi için isteğe bağlı olarak girişimcilik eğitimi ve
TÜBİTAK’ın uygun gördüğü durumlarda rehber desteği sağlanan aşamadır.
Aşama 1, girişimcinin iş planını hazırlaması ile sona erer.b) Aşama 2; iş planı başvurusunun değerlendirilmesi sonucu başarılı bulunanlar için girişimcinin sermaye şirketine teminat alınmaksızın hibe olarak sermaye desteği sağlanarak iş planı çerçevesinde kavramsal tasarım, teknik ve ekonomik fizibilite, teknolojik doğrulama (ön prototip, demo, benzetim, yazılım algoritması vb) çalışmalarının gerçekleştirildiği aşamadır. Aşama 2 boyunca kuruluşun isteğine bağlı olarak TÜBİTAK’ın uygun gördüğü durumlarda rehber desteği sağlanabilir. Aşama 2’de gerçekleştirdikleri çalışmaların çıktıları ticarileşme potansiyeli taşıyan firmalara, hazırlayacakları “ticarileşme iş planı”, izleyici ve varsa rehber raporları değerlendirilerek doğrudan Aşama 4’e geçiş onayı verilebilir.
c) Aşama 3; bu aşamanın amacı kuruluşun bir önceki aşamada gerçekleştirdiği çalışmaların ve elde ettiği çıktıların, Ar–Ge çalışmalarıyla daha da geliştirilerek ticarileşmeye konu olabilecek veya uygulamaya aktarılabilecek bir ürün/sürecin ortaya konmasıdır. Firmanın proje önerisi hazırlayarak TÜBİTAK KOBİ Ar-Ge Başlangıç Destek Programı’na başvurması sonucu teknolojik doğrulaması kabul edilmiş projenin bu programa özel kriterler doğrultusunda değerlendirilmesi ile başlar. Bu aşamada detay tasarım, ticari prototipin geliştirilmesi, denemeler ve saha testleri gibi faaliyetler gerçekleştirilir. Aşama 3’te desteklenerek bu aşamayı başarı ile tamamlamış ve çıktıları ticarileşme potansiyeli taşıyan projeler için Aşama 4’e geçiş onayı, kuruluşun hazırlayacağı “ticarileştirme iş planı” ve izleyici raporları değerlendirilerek verilir.
d) Aşama 4; kuruluşun talebi üzerine TÜBİTAK’ın girişim sermayesi firmalarına mektup göndererek, kuruluşa veya proje çıktısına ortak olmaya davet ettiği ve/veya çıktıların satışını kolaylaştırmak üzere belirli aralıklarla proje pazarları düzenlediği/desteklediği aşamadır.
SADAKATA GÜVENME, DÜKKANIN NEŞELİ OLSUN
Perakende
Günleri’nin en ilginç konuşmacılarından Rick Segel de ‘müşteri sadakati’
kavramının geçerliliğini yitirdiğini düşünenlerden. . . Başarılı olmak isteyen
kuruluşlara, her şeyden önce müşterilerine ‘neşeli ortamlar’ yaratmalarını
öneriyor. ‘Kimse sevmediği insanlardan alışveriş yapmak istemez’ diyen Segel’in
uyarısı özetle şöyle: Neşe insanları birbirine yakınlaştıran, bağlayan,
sevilmeyi ve sürekli hatırlanmayı sağlayan bir enstrümandır, onu kullanmayı
ihmal etmeyin. Neşe, işyerine bağlılığı artırmanın en kolay ve ucuz yoludur,
bariyerleri yıkar, motivasyon sağlar, yaratıcılığı teşvik eder, dikkat çeker,
neşe ile alınan mesajlar akılda kalır. . .
Son
yıllarda, trendleri ve tüketici davranışlarını doğru yorumlayan herkes aynı
görüşü savunuyor; müşterilerin bir ayağı dışarıda, her an rakiplere
yönlenebilirler ve bundan da hiç bir şekilde vicdan azabı çekmezler. Perakende
Günleri’nin en ilginç konuşmacılarından olan Rick Segel de müşteri sadakati
kavramının giderek geçerliliğini yitirdiğini düşünenlerden. Bu yüzden, başarılı
olmak isteyen kuruluşlara, öncelikle mevcut müşterilerini kaybetmemek için çaba
göstermelerini ve her şeyden önce müşterilerine neşeli ortamlar yaratmalarını
öneriyor.
‘Beklentileri
aşın’ Ticarette sadakat, tıpkı özel yaşamdaki gibi birbirini anlama, özen
gösterme, karşı tarafı kaybetmemek için çaba harcamanın sonucunda olabiliyor.
Aslında ticarette sadakat son derece tek taraflı. Müşteri tıpkı her an
gidebilecek bir sevgili konumunda, kuruluşlar onu kaybetmemek için sürekli tüm
dikkatlerini ona ayırmak ve onu memnun kılmak zorundalar. Sevgilinin geçmişteki
mutlu günlerin hatırına kendilerine sadık olacağını ve terk etmeyeceğini
düşünenler, şaşkınlık içerisinde yanıldıklarını görüyorlar.
Sadakat için
her şeyden önce karşı tarafı iyi anlamak gerekiyor. Rick Segel durumu harika
bir cümleyle özetliyor: “Kimse sevmediği insanlardan alışveriş yapmak istemez.
” Segel, yoğun bir rekabet içinde, müşterinin internetten bazen satıcının
kendisinin bile bildiğinden daha fazla şey öğrenebildiğini, televizyon
seyrederken bir telefonla alışveriş yapabildiğine dikkat çekerek baskıcı
satıcılar döneminin kapandığını belirtiyor. Perakendecilere her şeyden önce
satış yapma şekillerini değiştirmelerini, müşterilere yaklaşımlarını yeniden
gözden geçirmelerini öneriyor. Segel, müşteri hizmetinin iki boyutu olduğunu; ilk
izlenimi, güven yaratmayı yani ilişki kurmayı kapsayan insani boyutu atlayarak,
satış boyutuna geçilemeyeceğini belirterek şunları söylüyor: “Mağazacılar yeni
işiniz beklenti yönetimi! Mağazanıza gelen müşterinin sadece beklentisini
karşılamak değil onu aşmak, çevrenizdeki tüm rakiplerinizden farklılaşmak
zorundasınız. Kibar, baskıcı olmayan satıcılarınız, tertemiz, güvenli ve rahat
bir mağazanız, değişik ve kaliteli ürünleriniz var ve beklentileri
karşılıyorsanız pek çok rakibiniz gibi şimdi neşeyi ve yaratıcılığı kullanarak
beklentileri aşmanın zamanıdır. ”
Müşterinin sevgisini kazanmanın dokuz yolu
Segel’in
müşterinin sevgisini kazanmak isteyenler için önerdiği dokuz ipucu şöyle:
1. Hizmet vermek için orada olduğunuzu
unutmayın, kimse her şeyi bildiğini düşünen insanlardan hoşlanmaz. Egonuzu
mağazanın kapısında bırakın!
2. Kompliman yapın, mutlu olsun.
Kendini iyi hisseden birisine mi, yoksa mutsuz birisine mi satış yapmak
kolaydır?
3. Kendinizi telefon, mail vb. yoluyla
hatırlatın. Mesajlarınıza neşe ekleyin ki diğer mesajlar arasından sıyrılsın.
4. Neşe insanları birbirine
yakınlaştıran, bağlayan, sevilmeyi ve sürekli hatırlanmayı sağlayan bir
enstrümandır, onu kullanmayı ihmal etmeyin.
Neşe,
işyerine bağlılığı arttırmanın en kolay ve ucuz yoludur, bariyerleri yıkar,
motivasyon sağlar, yaratıcılığı teşvik eder. Dikkat yoksa iletişim yoktur. Neşe
dikkat çeker, neşe ile alınan mesajlar akılda kalır. İşletmelerin ‘her sabah
gelmek istenilen bir yere dönüşmesi’, yöneticilerinin astlarına aktardıklarının
anlaşılır olması ve akılda kalması ancak işyerinde neşe ile mümkündür.
5. Mağazanızda neşe yaratacak her
fırsatı değerlendirin, merak uyandırın! Müşterilerinizde merak uyandırmanın
maliyeti çok düşük, geri dönüşü çok büyüktür.
6. Başarılı promosyonlar, mevcut ve
potansiyel müşterilerinizin mağazanız hakkında konuşmasını, dilden dile
reklamınızın yapılmasını sağlar. Promosyon ne kadar ilginç olursa, o kadar
bedava reklam yaparsınız ve günümüzde hâlâ en etkili reklam dost tavsiyesidir.
7. Promosyon kararını verirken şu
sorulara cevap arayın; ‘Satışlarımı arttıracak, mağazamı fark edilebilir
yapacak mı?’ Müşterilerim ve personelim için eğlenceli olacak mı?
8. Mağazanızda heyecan ve trafik
yaratmanın başka bir yolu da indirimlerdir. Her mağazacı indirime ihtiyaç duymayacağı
günleri hayal eder ancak gerçek böyle değildir, satmayan ürünlerden kurtulmak
için indirim kampanyalarına ihtiyacımız vardır. Başarılı bir indirim kampanyası
nelere sahip olmalıdır? ‘Bir temaya, bir isme, bir başlangıç ve daha da
önemlisi bir bitiş tarihine!’ Tüm müşterilere duyurulmaya! Ve en önemlisi
‘neşeye’.
9. İndirim kampanyaları
müşterilerinizi bir festival havasına sokabilecek neşeye sahip olmalıdır. Merak
uyandıracak mı? Bir gazeteye haber olacak kadar iyi fikir üretebildim mi? Gibi
soruların cevabı ‘evet’ olmayabilir. Başlangıç önemlidir. Her promosyonunuz bir
öncekinden iyi olsun, yaparken öğrenin ve promosyonlarınızı geliştirin.
Kaynak: Fatoş Karahasan,19. 10. 2004 Milliyet Gazetesi
Kaynak: Fatoş Karahasan,19. 10. 2004 Milliyet Gazetesi
Zengin Eden En Salak 10 Fikir Diyorlar, Sizce?
Bazen
aklımıza ilginç fikirler gelir. Bu fikirleri uygulamadan önce çevremizdekilere danışırız. Acaba bu fikir tutar
mı diye...Demek ki herşeyi de danışmamak gerekiyormuş...Düşünsenize bu fikirler
için ne derlerdi?
(Örnek: Manyakmısın olum yaa kim alır bunları.Bırak hayalperestliği de adam gibi gir bir işe çalış.)
(Örnek: Manyakmısın olum yaa kim alır bunları.Bırak hayalperestliği de adam gibi gir bir işe çalış.)
Bazen
cesaret edipte aklınıza gelen fikirleri hayata geçirirseniz...Hayal bile
edemeyeceğiniz bir dünyaya adım atabilirsiniz belki de...Fikirlerinizi
gerçekleştirmeniz dileğiyle...
10. Lucky
Wishbones
09.
TruGamerz
Süet kaplama
oyun konsolları, joystick desem, jel kaplama analog joysticler için butonlar
desem! Kim boyle birşey satın almak ister ? Kısa sürede şöhreti yakalayıp yarım
milyon doları geçen satış rakkamları ve retailer ları ise WallMart, target.com,
amazon.com la TruGamerz...!
08. Designer
Diapers Bags
34 yaşında
üç çocuk annesi Christie Rein çantasının içinde bebek bezlerinin ezildiği ,
şeklinin bozulduğunu gorunce aklına Kasım 2004 de bebek bezlerini içine
koyabileceği compact, şık bir mini çanta aklına geliyor ve bunu kocası Marcus
ile paylaşıyor. Marcus dizaynında yardımcı olarak hem seyahat için buyuk hemde
gunluk kucuk 4 adet bebek bezine kadar alabilen bebek bezi çantası üretiyorlar.
Bebek Bezi Çantası ! Sonuç mu ; 2005 yılı $180 bin dolar üzerinde satış, 22 değişik çeşit, online satış, 120 butik
tanesi $14,90 dan...
07.
PositivesDating.com
Kim HIV
positive birisi ile buluşmak arkadaş olmak ister? Paul Graves and Brandon
Koechlin bazılarının bunu isteyeceğini düşünmüş ve bir HIV positive lilerin
buluştuğu bir arkadaşlık sitesi kurmuş . 2006 yılı kazancı $110 bin dolar ve
daha iki yıl bile olmadan 50 bin üye...
06. FitDeck
Bir deste
oyun kağıdı düşünün ama bunu diğerlerinden ayıran şey ise 50 değişik farklı
seviyelerde vücut egzersizlerinin yer alması. Her kağıt , 3 seviyeden oluşuyor;
yeni başlayanlar , ortaseviye ve ileri
seviye ve bu egzersizler tamamen ekipman , araç gerektirmeden yapılabiliyor.
İlk duyduğunda gereksiz diyebilirsin ama Phil Black geçen seneki satışının $4.7
milyon olduğunu beyan etmiş.
05.
AntennaBalls
Anten Topu, evet
antenlerin tepesine takılan sevimli ??? topları , (bu arada artık eski tarz
antenler kaldı mı ???) internetten online olarak satmak. Hiç şansı yok di mi ?
Ve bu seni kesinlikle zengin yapmaz! Ama Jason Wall böyle düşünmedi ve o şimdi
milyoner...
04. LaserMonks
LaserMonks
Manastıra gelir sağlayan bir yan kuruluş. Manastır buradan kazandığı kazanç ile
birçok yardım kuruluşana destek oluyor. Burada kartuşlarınızı yeniden
doldurarak, fax veya fotokopi makinası , kırtasiye malzemeleri satarak ,
buradan aldığınızda sizinde bu çorbada tuzunuzun olmasını sağlayan bir kuruluş
. 2005 yılı satış rakkamı tam $2,5 milyon...
Köpeklere
online gözlük satmak ! ! ! Bu herhalde en aptal ticari fikir ? Bu şekilde
milyoner olup, dünyanın heryanında dükkanın olacağına kim inanırdı ?
02.
SantaMail
Peki bu
parlak fikre ne diyeceksiniz ? Alaska, Kuzey Kutbundan bir posta adresi alıp ,
Noel Baba numarası yapıp , çocuğunu kandırmak . $10 a bunun sizin yerinize
yapan kişi ise Byron Reese. Bu cinfikirli 2001 yılından beri tam tamına 200.000
mektup gondermiş. Bu da bunu biraz milyoner yapmış, bu sefer rakamı yazmıyorum
siz hesaplarsınız
01. Million
Dollar Homepage
Geleceğin pazarlama
planı
Geleceğin pazarlama planında rekabete adanmış daha fazla sayfa olacaktır. Bu plan pazar katılanlarının tümünü dikkatlice analiz edecektir. Rakiplerin zaaflarının ve kuvvetli yanlarının listesini oluşturacağı gibi bunlara karşı hücum ve savunma planlarını da içerecektir.
Gün gelecek, plana kilit rakip pazarlama elemanlarının en beğendikleri taktikleri ve çalışma stillerini içeren (II. Dünya Savaşında Almanların Müttefik Komutanlar için tuttuklarından farklı olmayan) bir dosya bile eklenecektir.
Geleceğin pazarlama elemanları için bütün bunların anlamı nedir?
Bunlar pazarlama savaşı yapmaya hazırlıklı olmaları gerektiği anlamına geliyor. Başarılı pazarlama kampanyaları giderek daha sık askeri kampanyalar gibi planlanacaktır.
Stratejik planlamanın önemi giderek artacaktır. Şirketler rakiplerine nasıl hücum edileceğini, nasıl kanat harekatı yapılacağını, mevzilerini nasıl savunacaklarını ve nasıl ve nerede gerilla savaşı yapacaklarını öğrenmek zorunda kalacaklardır. Rakip hamlelerini önceden kestirmek için daha iyi istihbarat yapacaklardır.
Başarılı pazarlama elemanlarının büyük asker generalleri yaratan özellikleri cesaret, sadakat ve sebat sergilemeleri gerekecektir.
Belki de Clausewitz haklıydı
Belki de pazarlama, düşmanın rakip, hedefin de muharebe kazanmak olduğu bir savaştır.
Bu ayrıntıların göz ardı edilmesi midir? Gerçekten de değil. Futbol oyunu ile pazarlama mesleğini karşılaştırın.
Futbolda en çok gol atan takım oyunu kazanır. Pazarlama oyununu da en fazla satış yapan pazarlama takımı kazanır. Buraya kadar eşittirler.
Fakat pazarlama oyununu oynayacağınız gibi futbol oynamayı deneyin.
Haydi, bir pazarlama yöneticisini futbol oyununa sokalım ve onu gol çizgisini gol yapılacak yer, yani satış yapılacak yer, olarak saptarken seyredelim. Sonra onu takımı dizerken ve topla birlikte gol çizgisine doğrudan yönelirken seyredelim.
Futbolda doğrudan saldırının bazı ölümcül felaketlere yol açabileceğini bilmek için spor uzmanı olmanız gerekmez.
Futbolda atlatarak, ardına dolaşarak, rakibin oyunun bozarak kazanırsınız. Skor tabelasındaki goller, sadece bu işleri ne kadar iyi becerebildiğinizin yansımasıdır.
Savaşta da düşmanı atlatarak, ardına dolaşarak ve direncini kırarak kazanırsınız. Ele geçirdiğiniz arazi parçası, sadece bu işleri ne kadar iyi becerebildiğinizin yansımasıdır.
Pazarlama neden farklı olsun?
Neden yüzlerce pazarlama kavramı tanımı, neredeyse asla, rekabet sözcüğünü anmaz? Veya çatışmanın temel doğasını önermez?
Bugün şirketler arasındaki çatışma, pazarlamanın gerçek doğasıdır. insan ihtiyaçlarının ve isteklerinin tatmin edilmesi değil.
Eğer iş dünyası rekabeti sırasında insanların ihtiyaçları ve istekleri tatmin ediliyorsa, rekabetin devam etmesine izin vermek toplumun yararınadır. Ancak, pazarlamanın esas doğasının ne olduğunu unutulmayalım.
Pazarlama savaşının savunmasında
Askeri kuralların pazarlamaya doğrudan uyarlanmasına itiraz edebilirsiniz. İnsanlar bize, savaş, savaş zamanında yeterince ürkütücüdür, barış zamanına taşımayın dediler.
Serbest girişim sistemine karşı olan herhangi bir kimse, sistemin içinde pazarlama savaşı kuralları ile hareket eden katılımcıların olmasına da muhtemelen karşı olacaktır. Olsun varsın.
Serbest girişim sistemini savunan kişiler bile pazarlama savaşının çok ileri gittiğini düşünebilirler. Eğer siz de bunlardan biriyseniz, size analojinin kendinden çok savaş analojisinin sonuçlarını dikkate almanızı hararetle önereceğiz.
Amerikan iş dünyasının yaklaşık son on yıllık tarihi, RCA, Xerox, Western Union ve diğer şirketlerin, savaş kurallarını uygulayarak kayda geçmiş korkunç parasal kayıplardan kaçınabileceklerini göstermektedir. Savaşı araştırmak, sadece nasıl kazanılacağını araştırmak değildir. Nasıl kaybedilmeyeceğini öğrenmek de aynı derecede önemlidir.
Amerikan ekonomisi, pazarlama gladyatörlerinin savaş sanatında ustaca rekabetinden daha çok, sınırsız ve anlamsız şirket saldırganlıklarından korkmalıdır.
Serbest girişim pazarlama savaşıdır. Eğer serbest girişim oyununda oynamak istiyorsanız, önce kuralları öğrenmelisiniz.
Pazarlama savaştır
Bugün pazarlamanın gerçek doğası, müşteriye hizmet etmek değildir; rakiplerinizi atlatmak, ardına dolaşmak ve oyun dışı bırakmaktır. Kısaca, belki de pazarlama, düşmanın rakip, hedefin de muharebe kazanmak olduğu bir savaştır.
Savaşın 2500 yılı
Pazarlamacıların dünyanın büyük muharebelerinden öğrenecekleri çok şey vardır.
Kuvvet kuralı
Clausewitz'in ilk kuralı, kuvvet kuralıdır. Büyük balık, küçük balığı yer. Büyük ordular, küçük orduları yener. Pazarlamada da öyledir. Büyük şirketler, küçük şirketleri döver.
Savunmanın üstünlüğü
Clasewitzin ikinci kuralı savunmanın üstünlüğüdür. Hiçbir asker komutan şartlar alehine iken dövüşmeyi arzulamaz. Buna rağmen, kaç pazarlama generali iyi mevzileşmiş savunmadaki rakibe karşı çıkıyor? Yüksek tepeyi ele geçirmiş rakibe karşı yetersiz kuvvetle, Balaklava'da Cardigan ve Gettysburg'da Lee gibi, hücum taarruzları başlatı¬yor.
Rekabetin yeni çağı
Pazarlamanın dili askerlikten ödünç alınmıştır. (Bir pazarlama kampanyası başlatıyo¬ruz.) Generaller gibi konuşur ve davranırız; ama generaller gibi düşünmeyiz ve plan yapmayız. Pazarlama operasyonlarımıza askeri strateji kurallarını uygulama zamanıdır ve bu başarı şansımızı artıracaktır.
Muharebe meydanının doğası
Pazarlama savaşları eczane veya süper market reyonlarında yapılmamaktadır. Detroit veya Dallas gibi şehirlerin sokaklarında da yapılmamaktadır. Pazarlama savaşları potansiyel müşterinin aklında yapılmaktadır. Akıl muharebe meydanıdır. Tuzaklarla dolu ve anlaması zor bir arazi.
Stratejik meydan
Tek tip pazarlama savaşı yoktur. Aksine, dört tür vardır. Ne tür bir savaş yapılacağını saptamak, verebileceğiniz ilk ve en önemli karardır. Ne tür bir savaş yapılacağı, herhangi bir endüstride kolayca şekillendirilebilecek stratejik meydandaki konumunuza bağlıdır.
Savunma savaşı kuralları
Savunma savaşı yalnız pazar liderinin oynayacağı oyundur. Uygulanacak 3 kilit kural vardır, en ilginci de düşmana değil, kendinize saldırma stratejisidir.
Hücum savaşı kuralları
Hücum savaşı sektördeki 2 ve 3 numaralı şirketlerin oyunudur. Kilit kural, liderin gücündeki zaafı bulmak ve o noktaya saldırmaktır.
Kanat savaşı kuralları
Kanat savaşı, pazarlama savaşının en yaratıcı tipidir. Yıllar boyunca, en büyük pazarlama başarıları kanat taarruzlarıyla elde edilmiştir.
Gerilla savaşı kuralları
Pazarlama savaşındaki oyuncuların çoğu gerilla olmalıdır. Sektördeki dev şirketleri taklit etmedikleri sürece, küçük şirketler çok başarılı olabilirler.
Cola savaşı
Pepsi-Cola, ezeli rakibi Coca-Cola'ya karşı kola savaşını kazanıyor. Belli başlı nedenlerden biri, Coke'un stratejik avantajlarını etkili kullanamaması¬dır.
Bira savaşı
Bira işi yüzlerce yerel işletmeden birkaç ulusala daralma sürecindedir. küçük rakipler kuvvetlerinin yoğunlaştıracakları yerde, tam tersini yapıyorlar.
Burger savaşı
Burger işine McDonald's egemen olmaya devam ediyor, ancak Burger King ve Wendy's pazarlama savaşının klasik kurallarının bazılarını kullanarak ilerleme kaydediyor.
Bilgisayar savaşı
Kimse pazarlama savaşını Büyük Mavi gibi iyi oynayamaz. Fakat, sahip olmadığı bir arazide rekabet etmeye kalkarsa, IBM bile yüzükoyun yere düşebilir.
Strateji ve taktikler
Nasıl şekil işlevi takip etmeli ise, strateji de taktikleri takip etmelidir. Yani, stratejinin nihai ve tek amacı, taktik sonuçlar elde etmektir. Strateji aşağıdan yukarıya geliştirilmeli¬dir, yukarıdan aşağıya değil. Yalnız muharebe meydanında olup bitenleri derinliğine ve ayrıntısı ile bilen general etkili bir strateji geliştirme konumundadır.
Pazarlama generali
Bugünün iş dünyası, bir pazarlama programının tümünü planlamak ve yönlendir¬mek için sorumluluk almaya hazır arazi mareşallerinin çoğalması için ağlamaktadır. Geleceğin pazarlama generallerinin kilit özellikleri esneklik, akli cesaret ve cüretkarlıktır.
DERLEYEN....DRPİST
İletişim:bilgi@kesfetkendini.com
Geleceğin pazarlama planında rekabete adanmış daha fazla sayfa olacaktır. Bu plan pazar katılanlarının tümünü dikkatlice analiz edecektir. Rakiplerin zaaflarının ve kuvvetli yanlarının listesini oluşturacağı gibi bunlara karşı hücum ve savunma planlarını da içerecektir.
Gün gelecek, plana kilit rakip pazarlama elemanlarının en beğendikleri taktikleri ve çalışma stillerini içeren (II. Dünya Savaşında Almanların Müttefik Komutanlar için tuttuklarından farklı olmayan) bir dosya bile eklenecektir.
Geleceğin pazarlama elemanları için bütün bunların anlamı nedir?
Bunlar pazarlama savaşı yapmaya hazırlıklı olmaları gerektiği anlamına geliyor. Başarılı pazarlama kampanyaları giderek daha sık askeri kampanyalar gibi planlanacaktır.
Stratejik planlamanın önemi giderek artacaktır. Şirketler rakiplerine nasıl hücum edileceğini, nasıl kanat harekatı yapılacağını, mevzilerini nasıl savunacaklarını ve nasıl ve nerede gerilla savaşı yapacaklarını öğrenmek zorunda kalacaklardır. Rakip hamlelerini önceden kestirmek için daha iyi istihbarat yapacaklardır.
Başarılı pazarlama elemanlarının büyük asker generalleri yaratan özellikleri cesaret, sadakat ve sebat sergilemeleri gerekecektir.
Belki de Clausewitz haklıydı
Belki de pazarlama, düşmanın rakip, hedefin de muharebe kazanmak olduğu bir savaştır.
Bu ayrıntıların göz ardı edilmesi midir? Gerçekten de değil. Futbol oyunu ile pazarlama mesleğini karşılaştırın.
Futbolda en çok gol atan takım oyunu kazanır. Pazarlama oyununu da en fazla satış yapan pazarlama takımı kazanır. Buraya kadar eşittirler.
Fakat pazarlama oyununu oynayacağınız gibi futbol oynamayı deneyin.
Haydi, bir pazarlama yöneticisini futbol oyununa sokalım ve onu gol çizgisini gol yapılacak yer, yani satış yapılacak yer, olarak saptarken seyredelim. Sonra onu takımı dizerken ve topla birlikte gol çizgisine doğrudan yönelirken seyredelim.
Futbolda doğrudan saldırının bazı ölümcül felaketlere yol açabileceğini bilmek için spor uzmanı olmanız gerekmez.
Futbolda atlatarak, ardına dolaşarak, rakibin oyunun bozarak kazanırsınız. Skor tabelasındaki goller, sadece bu işleri ne kadar iyi becerebildiğinizin yansımasıdır.
Savaşta da düşmanı atlatarak, ardına dolaşarak ve direncini kırarak kazanırsınız. Ele geçirdiğiniz arazi parçası, sadece bu işleri ne kadar iyi becerebildiğinizin yansımasıdır.
Pazarlama neden farklı olsun?
Neden yüzlerce pazarlama kavramı tanımı, neredeyse asla, rekabet sözcüğünü anmaz? Veya çatışmanın temel doğasını önermez?
Bugün şirketler arasındaki çatışma, pazarlamanın gerçek doğasıdır. insan ihtiyaçlarının ve isteklerinin tatmin edilmesi değil.
Eğer iş dünyası rekabeti sırasında insanların ihtiyaçları ve istekleri tatmin ediliyorsa, rekabetin devam etmesine izin vermek toplumun yararınadır. Ancak, pazarlamanın esas doğasının ne olduğunu unutulmayalım.
Pazarlama savaşının savunmasında
Askeri kuralların pazarlamaya doğrudan uyarlanmasına itiraz edebilirsiniz. İnsanlar bize, savaş, savaş zamanında yeterince ürkütücüdür, barış zamanına taşımayın dediler.
Serbest girişim sistemine karşı olan herhangi bir kimse, sistemin içinde pazarlama savaşı kuralları ile hareket eden katılımcıların olmasına da muhtemelen karşı olacaktır. Olsun varsın.
Serbest girişim sistemini savunan kişiler bile pazarlama savaşının çok ileri gittiğini düşünebilirler. Eğer siz de bunlardan biriyseniz, size analojinin kendinden çok savaş analojisinin sonuçlarını dikkate almanızı hararetle önereceğiz.
Amerikan iş dünyasının yaklaşık son on yıllık tarihi, RCA, Xerox, Western Union ve diğer şirketlerin, savaş kurallarını uygulayarak kayda geçmiş korkunç parasal kayıplardan kaçınabileceklerini göstermektedir. Savaşı araştırmak, sadece nasıl kazanılacağını araştırmak değildir. Nasıl kaybedilmeyeceğini öğrenmek de aynı derecede önemlidir.
Amerikan ekonomisi, pazarlama gladyatörlerinin savaş sanatında ustaca rekabetinden daha çok, sınırsız ve anlamsız şirket saldırganlıklarından korkmalıdır.
Serbest girişim pazarlama savaşıdır. Eğer serbest girişim oyununda oynamak istiyorsanız, önce kuralları öğrenmelisiniz.
Pazarlama savaştır
Bugün pazarlamanın gerçek doğası, müşteriye hizmet etmek değildir; rakiplerinizi atlatmak, ardına dolaşmak ve oyun dışı bırakmaktır. Kısaca, belki de pazarlama, düşmanın rakip, hedefin de muharebe kazanmak olduğu bir savaştır.
Savaşın 2500 yılı
Pazarlamacıların dünyanın büyük muharebelerinden öğrenecekleri çok şey vardır.
Kuvvet kuralı
Clausewitz'in ilk kuralı, kuvvet kuralıdır. Büyük balık, küçük balığı yer. Büyük ordular, küçük orduları yener. Pazarlamada da öyledir. Büyük şirketler, küçük şirketleri döver.
Savunmanın üstünlüğü
Clasewitzin ikinci kuralı savunmanın üstünlüğüdür. Hiçbir asker komutan şartlar alehine iken dövüşmeyi arzulamaz. Buna rağmen, kaç pazarlama generali iyi mevzileşmiş savunmadaki rakibe karşı çıkıyor? Yüksek tepeyi ele geçirmiş rakibe karşı yetersiz kuvvetle, Balaklava'da Cardigan ve Gettysburg'da Lee gibi, hücum taarruzları başlatı¬yor.
Rekabetin yeni çağı
Pazarlamanın dili askerlikten ödünç alınmıştır. (Bir pazarlama kampanyası başlatıyo¬ruz.) Generaller gibi konuşur ve davranırız; ama generaller gibi düşünmeyiz ve plan yapmayız. Pazarlama operasyonlarımıza askeri strateji kurallarını uygulama zamanıdır ve bu başarı şansımızı artıracaktır.
Muharebe meydanının doğası
Pazarlama savaşları eczane veya süper market reyonlarında yapılmamaktadır. Detroit veya Dallas gibi şehirlerin sokaklarında da yapılmamaktadır. Pazarlama savaşları potansiyel müşterinin aklında yapılmaktadır. Akıl muharebe meydanıdır. Tuzaklarla dolu ve anlaması zor bir arazi.
Stratejik meydan
Tek tip pazarlama savaşı yoktur. Aksine, dört tür vardır. Ne tür bir savaş yapılacağını saptamak, verebileceğiniz ilk ve en önemli karardır. Ne tür bir savaş yapılacağı, herhangi bir endüstride kolayca şekillendirilebilecek stratejik meydandaki konumunuza bağlıdır.
Savunma savaşı kuralları
Savunma savaşı yalnız pazar liderinin oynayacağı oyundur. Uygulanacak 3 kilit kural vardır, en ilginci de düşmana değil, kendinize saldırma stratejisidir.
Hücum savaşı kuralları
Hücum savaşı sektördeki 2 ve 3 numaralı şirketlerin oyunudur. Kilit kural, liderin gücündeki zaafı bulmak ve o noktaya saldırmaktır.
Kanat savaşı kuralları
Kanat savaşı, pazarlama savaşının en yaratıcı tipidir. Yıllar boyunca, en büyük pazarlama başarıları kanat taarruzlarıyla elde edilmiştir.
Gerilla savaşı kuralları
Pazarlama savaşındaki oyuncuların çoğu gerilla olmalıdır. Sektördeki dev şirketleri taklit etmedikleri sürece, küçük şirketler çok başarılı olabilirler.
Cola savaşı
Pepsi-Cola, ezeli rakibi Coca-Cola'ya karşı kola savaşını kazanıyor. Belli başlı nedenlerden biri, Coke'un stratejik avantajlarını etkili kullanamaması¬dır.
Bira savaşı
Bira işi yüzlerce yerel işletmeden birkaç ulusala daralma sürecindedir. küçük rakipler kuvvetlerinin yoğunlaştıracakları yerde, tam tersini yapıyorlar.
Burger savaşı
Burger işine McDonald's egemen olmaya devam ediyor, ancak Burger King ve Wendy's pazarlama savaşının klasik kurallarının bazılarını kullanarak ilerleme kaydediyor.
Bilgisayar savaşı
Kimse pazarlama savaşını Büyük Mavi gibi iyi oynayamaz. Fakat, sahip olmadığı bir arazide rekabet etmeye kalkarsa, IBM bile yüzükoyun yere düşebilir.
Strateji ve taktikler
Nasıl şekil işlevi takip etmeli ise, strateji de taktikleri takip etmelidir. Yani, stratejinin nihai ve tek amacı, taktik sonuçlar elde etmektir. Strateji aşağıdan yukarıya geliştirilmeli¬dir, yukarıdan aşağıya değil. Yalnız muharebe meydanında olup bitenleri derinliğine ve ayrıntısı ile bilen general etkili bir strateji geliştirme konumundadır.
Pazarlama generali
Bugünün iş dünyası, bir pazarlama programının tümünü planlamak ve yönlendir¬mek için sorumluluk almaya hazır arazi mareşallerinin çoğalması için ağlamaktadır. Geleceğin pazarlama generallerinin kilit özellikleri esneklik, akli cesaret ve cüretkarlıktır.
DERLEYEN....DRPİST
İletişim:bilgi@kesfetkendini.com

